Skip to content

Orta Doğu ve Kuzey Afrika Ülkelerinde Bedensel Haklara Saygı Gösterin ve Bedensel Özerkliği Savunan Kadının İnsan Hakları Savunucularını Destekleyin

Orta Doğu ve Kuzey Afrika Ülkelerinde Bedensel Haklara Saygı Gösterin ve Bedensel Özerkliği Savunan Kadının İnsan Hakları Savunucularını Destekleyin

Bedensel özerklik, kadınların kendi yaşamları ve gelecekleri hakkında karar verme hakkı demektir. Günümüzde bu hak, dünyanın pek çok ülkesinde insan haklarının temel ilkesi olarak tanınmaktadır. Buna rağmen, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’nun (UNFPA) yakın tarihli bir raporuna göre, dünyada kadınların yaklaşık yarısı bedensel özerkliğe sahip değildir. Gelişmekte olan 57 ülkede yaşayan kadınların yarısı cinsel partnerlerini seçme ya da cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine erişme hakkından yoksundur. Bu rapor, milyonlarca kadının temel haklarından ve kendi bedenleri ile geleceklerine dair karar alma hakkından yoksun olduğunu endişe verici şekilde ortaya koymaktadır. 

Aynı zamanda, tüm dünyada yükselen faşist, milliyetçi, otoriter ve aşırı dinci siyasi hareketler, kadın haklarını, daha yoğun şekilde de kadınların bedensel haklarını olumsuz etkilemiştir. Kadınların bedensel özerkliğine karşı tepkilerin çoğu din, kültür ve gelenek adı altında meşrulaştırılmaktadır. 

Bu eğilimler, Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesi genelinde bilhassa endişe vericidir; çünkü kadın hareketlerinin elde ettiği pek çok kazanıma rağmen, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerinin çoğunda kadınlar yasalar yoluyla ve toplumsal olarak ciddi ölçüde ayrımcılığa maruz kalmaya devam etmektedir ve hükümetler, kadınları kontrol etmek ve şiddeti normalleştirmek isteyen ataerkil uygulamaları destekleyerek bunu güçlendirmektedir. Kadın sünneti gibi uygulamalar, kadınların cinsel sağlık ve üreme sağlığı ve haklarına getirilen sınırlamalar, örtünme zorunluluğu, erken yaşta evliliklerin teşviki ve cezasız kalan namus suçlarının tamamı, kadınların bu bağlamlarda karşı karşıya olduğu ve hükümetler ve toplulukların genellikle normalleştirdiği ve meşrulaştırdığı şiddet biçimlerine örnektir. 

Bazı ülkelerde kadınlar için uzun süredir var olan koruyucu mekanizmalar iptal edilmektedir. Örneğin yakın zamanda Türkiye, kadınları şiddetten korumayı amaçlayan bir sözleşme olan İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmiştir. Bu geri çekilme, kadınlara yönelik şiddetin en yüksek oranlarda olduğu ve kadın cinayetlerinin endişe verici boyuta ulaştığı bir zamanda gerçekleşmiştir. 

Afganistan’da Taliban’ın ülkeyi ele geçirmesinin ardından, kadınlara yönelik şiddeti ve ayrımcılığı teşvik eden ve kadınların kamusal alandaki varlıklarını ve hareket özgürlüklerini sınırlayan sert düzenlemeler kabul edildi. Taliban’ın ülkeyi ele geçirmesinden sonra kadınlar, risk altındaki Afganlara yardım sağlayan BM ve diğer uluslararası yardım kuruluşları tarafından işletilen yerler dâhil pek çok kamusal alandan, hak savunucuları dehşete düşüren bir şekilde, hızla dışlandı. Kız çocuklarının okula gitmesi yasaklandı ve çocuk yaşta evlilik teşvik edilmeye başlandı. 2009 tarihli Kadınlara Yönelik Şiddetin Sona Erdirilmesi Hakkında Kanun neredeyse hemen yürürlükten kaldırıldı ve ev içi şiddetten kaçan kadınlar ve kız çocuklarının yararlandığı pek çok güvenli ev kapatıldı. 

Bölgede otoriterizmin giderek artması ve sivil alanın hızla daralması ve kapanmasının sonucunda, kadınların bedensel hakları için yapılan savunuculuk faaliyetlerinin karşısına başka zorluklar da ortaya çıktı. Aynı zamanda, Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde sayısı giderek artan kadın hareketleri ve genç aktivistler, kısıtlamalara itiraz etmek ve kadınların bedensel özerkliğini geri almak için seslerini yükselterek faal hale gelmektedir. Bu nedenle bölgedeki pek çok ülkede seslerini yükselten gençler başta olmak üzere kadın aktivistlere karşı sert bir tepki gözlemekteyiz. Aktivistler genellikle muğlak ahlak suçları ile itham edilmekte, devlet ve devlet dışı aktörler tarafından kültürel ve dini değerleri zayıf düşürmek ve aileye zarar vermeye çalışmak ile suçlanmaktadır. Bu alanda çalışan kadının insan hakları savunucuları, kadınların bedensel özerkliğine saygı gösterilmesini talep ettikleri için düzenli olarak terör ya da ulusal güvenliği tehlikeye atma ile suçlanmaktadır. Bazıları tutuklanmakta ya da daha kötüsü uzun süreli hapis cezalarına mahkûm edilmektedir.  

Örneğin Mısır’da, TikTok ünlüleri olarak bilinen davada onlarca kadın ve erkek adli tacize maruz kalarak hapis cezası aldı. TikTok uygulamasında kendi dans videolarını yayınlayan Mısırlı sosyal medya fenomenleri 20 yaşındaki Haneen Hossam ve 23 yaşındaki Mawada al-Addam, bu baskının bir parçası olarak ahlaka aykırılık ile suçlandı ve sırasıyla 10 ve 6 yıl hapis cezası aldılar.  

İran’da zorunlu başörtüsü ya da tesettür kanunlarını protesto ettiği için her birine beş buçuk yıl hapis cezası verilen Yasaman Aryani, Monireh ArabShahi ve Mojgan Keshavarz cezaevinde. Aynı nedenle yedi buçuk yıl hapis cezasına mahkûm edilen Saba Kordafshari de cezaevinde. Tüm bu İranlı kadınlar, başörtüsünü zorunlu kılan kanunlara karşı geldikleri için “fuhuşu teşvik etme ve yayma” iddiası ile suçlandı ve hapis cezası aldı. 

Şaşırtıcı olan, kadınların haklarına karşı yapılan çıkışların sadece ulusal ve yerel düzeylerde meydana gelmemesidir; hak karşıtları mücadelelerini BM sistemi gibi uluslararası hak organlarına da taşımıştır. Hükümetler ile devlet dışı aktörler kadınların haklarına ve özellikle bedensel hakları ile cinsel sağlık ve üreme sağlığı haklarına BM sistemleri bünyesinde saldırgan bir şekilde karşı çıkmaktadır. Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinden de dâhil olmak üzere Küresel Kuzey ve Güney’den kuruluşları ve hükümetleri temsil eden bu aktörler, kadınların bedenleri üzerinde kontrol sahibi olmak ve ceza almaksızın kadınlara yönelik daha fazla şiddetin önünü açmak için haklar ile ilgili sözleşmelerdeki koruma mekanizmalarına ve hatta bu sözleşmelerde kullanılan dile meydan okumaktadır.

Tavsiyeler:

  • Kadınların hakları ve bedensel özerkliğine kendini adamış uluslararası ve bölgesel örgütler olarak, Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki hükümetleri kadınların bedenlerini, cinselliklerini, üreme haklarını ve seçimlerini kontrol eden politikalara son vermeye çağırıyoruz. 
  • Bölgedeki hükümetleri, uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmeye ve kadınların bedensel özerkliği için mücadele eden kadının insan hakları savunucuları başta olmak üzere sivil toplum aktivistlerinin hedef alınmasını ve taciz edilmesini durdurmaya çağırıyoruz. Kadınların bedensel haklarının savunuculuğunu yaptıkları için mahkûm edilen tüm kadın hakları savunucularının derhal serbest bırakılmasını ve haklarında açılan davaların sonlandırılmasını talep ediyoruz. 
  • Ayrıca, Birleşmiş Milletler Üye Devletlerini ve ilgili tüm BM organlarını, kadınların özellikle cinsel ve üreme hakları dâhil son yıllarda hak karşıtı aktörler tarafından sistematik olarak saldırıya uğrayan haklarını koruma hususundaki yükümlülüklerini ve taahhütlerini yerine getirmeye çağırıyoruz. 
  • Bunun yanı sıra, başta Afganistan olmak üzere bu bağlamda çalışan BM organlarını, uluslararası yardım ve kalkınma örgütlerini, kadınlara yönelik ayrımcılığı ve şiddeti teşvik eden ve kadınları kamusal alandan dışlayan gaddar düzenlemelere ortak olmaktan kaçınmaya çağırıyoruz. 

The rise of fascist, nationalist, authoritarian, and extremist religious political movements globally have negatively impacted women’s rights, and especially their rights to their bodies.

In the majority of the MENA countries, despite the many gains of women’s movements, women continue to face serious legal and social discriminations .

In our Campaign, we will be highlighting some of the ways in which women’s rights over their bodies are contested in the broader MENA region, with a special focus on Afghanistan, Egypt, Iran and Turkey.

أثر صعود الحركات السياسية الدينية الفاشية والقومية والاستبدادية والمتطرفة على الصعيد العالمي بشكل سلبي على حقوق المرأة، وخاصة حقوق النساء تجاه أجسادهن 

سنقوم في حملتنا بتسليط الضوء على بعض الطرق التي يتم من خلالها التنازع على حقوق النساء في أجسادهن في منطقة الشرق الأوسط وشمال إفريقيا الأوسع نطاقاً، مع التركيز بشكل خاص على أفغانستان ومصر وإيران وتركيا 

_______


ظهور جنبش‌های فاشیستی، ناسیونالیستی، اقتدارگرا و افراطی در سطح جهان، بر حقوق زنان به‌خصوص حقوق آن‌ها  بر بدنشان تاثیر منفی گذاشته  است

در اکثر کشورهای خاورمیانه با وجود دستاوردهای فراوان جنبش‌های زنان، آن‌ها همچنان با تبعيض‌های قانونی و اجتماعی مواجه هستند 

ما در این کمپین، برخی از اشکالی را که از طریق آن حقوق زنان بر بدنشان به چالش کشیده می‌شود را برجسته خواهیم کرد و تمرکز ویژه‌مان بر افغانستان، مصر، ایران و ترکیه خواهد بود 

#SupportWHRDs #MyBodyMyRights #BodilyRights #MyBodyMyChoice

Campaign to Support Womens Bodily Rights

Campaign to Support Women´s Bodily Rights – Afghanistan
Campaign to Support Women´s Bodily Rights – Egypt
Campaign to Support Women´s Bodily Rights – Iran
Campaign to Support Women´s Bodily Rights – Turkey